Pazartesi, Temmuz 13, 2015

Son mu başlangıç mı bilemedim...

Bu gün burada son günüm blog. Buradan sana son kez ulaşıyorum muhtemelen. İstifamı verdim, akşam da herkesle vedalaşıp ayrılacağım. Herkesi, düşündüğümden daha çok seviyormuşum bunu anladım ve iyi ki dedim, iyi ki buradan böyle güzel gidebiliyorum. Personelimden ağlayanlar filan oldu, ben de tabi. Kendimden bekliyordum zaten de, onların beni bu kadar benimsediklerini bilmiyordum. Neyse işte, sabrım meyvesini verdi. Umarım bir süre sonra burayı ve bu yazdıklarımı hatırlayıp iyi ki sabretmişim diyebilirim.

Bu arada bir güzel haber daha aldık. Katıldığımız bir kura çekilişinde bu kez şans bize güldü. Eğer peşinatını ödemeyi başarabilirsek artık bir evimiz var. Allah benim dualarımı şükürler olsun kabul etti, umarım dileyen, uğraşan, çabalayan herkesin duaları kabul olsun. Çok daha iyileri dileyen herkesi bulsun.

Ben sanırım sırtımdaki yüklerin bir kısmını attım. Yenileri gelecek eminim ama şimdilik sadece gelsin bildiği gibi diyebiliyorum...

Salı, Temmuz 07, 2015

Doğum günü ve diğer bir takım tatlı şeyler...

Günaydın blog,

27 oldum. Baya da güzel oldum. Boynumun tutulması yüzünden perşembe ve cuma tamamen iptal olsam da cumartesi kararlılıkla temizliğe giriştik, eve gelen ablayla. Büyük temizlik günü olmasına rağmen Barko'nun ısrarla Zühre'leri iftara çağırmak istemesinden bir şeyler sezmiştim ama, birazdan anlatacağım gibi bir organizasyon beklemiyordum. İftar, okey vs. ile saati 12 yaptıktan sonra Barko ben gideyim de sahur için pide alayım deyince bende ikinci bir ışık yandı ama annem, kardeşim dışında kuzenlerim ve liseden arkadaşlarımın da ellerinde pastayla baskın yapması havalara uçurdu. Ben Zühre'lerle birlikte daha küçük bir şey bekliyordum, böylesi muazzam oldu. Sonrası sabaha kadar sohbet muhabbet. Bu arada doğum günü hediyemi biraz erken almıştım ben, buraya yazdım mı bilmiyorum ama bu yıl uzun zamandır sayıkladığım bisikleti kaptım. Aşırı aşırı mutlu oldum. Asıl doğum günüm yani pazar günü de ramazan sebebiyle akşama kadar yat yuvarlan ile geçti. Akşamında da uzun zamandır gitmek istediğim Mama Shelter'a gittik. Mükemmel ötesi bir mekan. Son zamanlarda gittiklerim içinde en beğendiğim diyebiliriz. Özellikle çilekli milföyleri enfes. Giderseniz mutlaka deneyin.

Her güzel şey gibi doğum günüm de hemen bitti. Pazartesiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Hatta baya da zor başladı pazartesi günü benim için. Günün zor geçtiğini düşünürken, telefonuma baktığımda beklediğim haberin geldiğini gördüm. Aylardır sayıkladığım şey oldu. Haziran kariyerim için dönüm noktası olacak, olsun diye uğraşıp durmam boşuna değilmiş blog. Oldu. Sadece halledilmesi gereken küçük bir iş kaldı. BİR ŞEYLER İÇİN ENDİŞELENMEZSE ÖLECEK hastalığından muzdarip olduğum için tam manasıyla havalara uçamıyorum o küçük iş hallolmadan. Bir aksilik çıkmaz diye umuyorum. Sonra istifa edeceğim. Bana azcık daha dua edin n'olur. Son düzlük. Çok şükür. Bu süreçte aklıma sadece, yüksek lisans için çabalamalarım, hafta sonlarımı yiyen eğitimler, ingilizce için koşturmalarım geliyor. Galiba bu sefer değdi. Bir de burası benim ilk mezun olduğumdan beri çalışmak istediğim, hayalini kurduğum yer olunca, hissettiklerimi tarif edemiyorum ve hala da o yüzden korkuyorum. Allah isteyen ve çabalayan herkesi hayallerine kavuştursun.

Bu da böyle dursun. Yarın öbür gün acaba bu işler nasıl olmuş dersem okur okur mutlu olurum belki...

Cuma, Temmuz 03, 2015

Değişik

Selam Blog,

Küçük bir tespit yapacağım. Bunu da şu anki durumumla alakalı bir konu üzerinden yapacağım.
Olmasını beklediğim, gerçekten çok ama çok istediğim ve çok emek verdiğim bir şey var. Baya nefesimi tuttum, gelecek haberi bekliyorum. Bu süreci de doğal olarak bazı arkadaşlarımla paylaşıyorum. Bazıları, iliklerime kadar iyi hissettiriyor bana. Güvenimi tazeliyor, iyi hissetmemi sağlıyor. Bazılarında ise şöyle diyor: 'Ya sen elinden geleni yaptın. Olursa olur, olmazsa olmaz. Bu kadar üzerinde durma. Daha neler yaşayacağız...' vb. Bu şekilde bakınca her şey çok normal görünüyor ama bu insanların gözlerinde gördüğüm veya ses tonlarında hissettiğim şey 'İNŞALLAH OLMAZ.' Bana canım yaa bu kadar takma kafana filan derken aslında o güzel şeyi yaşamamı / yaşamamızı istemediğini anlıyorum. İfade edebildim mi emin değilim. Gayet sürekli görüştüğümüz, sevdiğimiz filan insanlar bunlar ama, normalden fazla iyi ya da mutlu olmamızı istemiyorlar. Neden? Bilmiyorum. Uzak durmak lazım. Üzülüyor muyum, çok değil ama şaşırıyorum. Eskiden bunu ayırt edemeyip, şu an fark ediyor olmak büyüme indikatörlerinden sadece biri. İnsanlar kötü.