Cuma, Nisan 17, 2015

Unutma Dersleri / Nermin Yıldırım - Delice / Hande Altaylı


Unutma derslerini bitirmemin üzerinden bir hafta geçti ama, ancak yazmaya fırsatım oluyor. Çoğunluğunu Bursa'ya gidip gelirken feribotta okudum bu kitabı ve inanılmaz etkilendim. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Yaşadığı bir olayı unutmaya çalıştığı dönemde karşısına çıkan 'Mazi İmha Merkezi' ne gitmeye karar veren Feribe'nin başından geçenleri hayretler içerisinde ve çokça yok artık diyerek okudum. Kitaba devam ederken elimde sürekli bir kalem vardı. Çünkü o kadar güzel cümlelerle anlatmış ki Nermin Yıldırım, insan dönüp dönüp tekrar okumak istiyor. Kitabın sonu ise, insanı bambaşka bir şekilde yakalıyor. Spoiler vermeden kitap- film anlatmayı pek beceremiyorum sanırım, o yüzden uzatmayacağım. Hem aksın gitsin hem de bana bir şeyler katsın, geçmişimden de bir şeyler bulayım diyorsanız okuyunuz.


Gelelim Delice'ye. Hande Altaylı'yla Kahperengi ile tanışmış, çok sevmiş, ardından diğer kitaplarını da okumuş ve bu maceramı şurada anlatmıştım. Delice'yi de çıktığı günün ertesi kaptım. Aldığım akşam okumaya başladım ve ertesi gün bitirdim. Biraz hassas bir zamanıma rastladığı için, beni normalden çok çok çok daha fazla etkiledi. Çok ağladım okurken. Çok sevdim ama. Derinlikli, düşündüren vs. bir kitap dersem yalan olur. Daha çok film gibi ama kesinlikle içeride bir yerlere dokunuyor ve sızlatıyor. Benimle beraber annem de okumuştu Hande Altaylı'yı. Benden sonra o aldı hemen. O da pek sevdi.

Böyle işte blogcum. Okul, ev, iş, özel ders derken buraya pek koşturamıyorum. Barış'ın hafta sonu çalışmaları, hava muhalefeti vs. derken erteleyip durduğumuz hafta sonu kaçması biraz boyut değiştirerek bu haftaya ışınlandı. Bir ara yazarım.

Bu arada 2 kitap birden okuyorum. Canım Mahir Ünsal Eriş'ten 'Dünya Bu Kadar' ve A. Ali Ural'dan 'Posta Kutusundaki Mızıka', bildireceğim.

Pazartesi, Nisan 06, 2015

04.04.2015 4-4'Lük Hafta Sonu

Hello Blog,

Aramıza yine 100 yıl girdi ama koşturmacalar bitmiyor canım. Onları bi ara özet geçerim. Ben yine hafta sonu yazıp gideceğim.

Son bir buçuk aydır her hafta sonu, Barko'yla adaya gidelim, yürüyüş, balık, fotoğraf yapalım diyoruz ama ya yağmur yağıyor deli gibi, ya da çalışıyor. Bu hafta yine hem cumartesi hem pazar çalıştı kendileri. Hatta cumartesi gece bir de fuarın organizasyonuna katıldı. Bu durum perşembe belli oldu. Ben kaç haftadır evde yalnız başıma temizlik, yemek, kitap şeklinde takıldığım için, acaba Bursa'ya mı gitsem dediğimde can kocam git değişiklik olur diye gazladı. Ben de kankaların kankası Persefon'la planlara koyuldum. Harika bir hafta sonu oldu. Kız kıza takılmacalı, bolca gezmeli hatta tiyatrolu.

Cumartesi sabahın köründe başladık hafta sonuna. 8:30 feribotuyla geçtim Bursa'ya. Persefon kahvaltıda bekliyordu. Uzuuun uzun kahvaltı yaptık, kahveleri içtik. Dedikodular, işlerden yakınmalar filan. Sonra klasik tavla faslımız. Akşam ne yapsak diye düşünürken baktık ki konser yok. Dedik acaba iyi bir oyun var mıdır ki, tiyatroya gitsek. Şansımıza ilgimizi çeken bir oyun bulduk. Nilüfer Belediyesi Tiyarosu'unun Hırsız Oyunu'na bilet aldık.

Perse'yle aynı şehirde yaşarken en favori aktivitelerimizden biri saatlerce kitap bakmaktı. Bu ritüeli de gerçekleştirdik. Hatta bu hafta sonundan hatıra olsun diye ona Ali ile Ramazan'ı aldım Perihan Mağden'den. Kendime de H.G.Wells'den Zaman Makinesi ve Ali Ural'dan Posta Kutusu'ndaki Mızıka'yı aldım. Hatta kitap ayracı kardeşliği yaptık yeniden. D&R'ın Baykul Serisi'nden. Çocuklar gibi şendik yani.

Akşam da tiyatroda aldık soluğu. Çok eğlenceli bir oyun izledik. Zengin bir ailenin evine giren hırsızın, insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğini komediyle karışık izledik. İkimiz de çok sevdik. Özellikle Hırsız Spills'i oynayan Harun Özer ve Jack'i oynayan Suat Onur Çalık favorilerimiz oldu.

Uzun gece muhabbetinden sonra, pazar günü pestil olarak uyandık. Zaten akşam üzeri İstanbul'a döneceğim için evden çıkmadık. Kahvaltı-kahve-tavla düzenine evde devam ettik. Nasıl geçtiğini anlamadan bitiverdi koca hafta sonu. Döndüm İstanbul'a.

Perse Bursa'da ben İstanbul'da genelde yalnız günler geçirdiğimizden ne kadar çok şey yapsak kardır diye oradan oraya koşturduk durduk. Ben Barko sayesinde daha şanslıyım ona göre ama yine de hayatının en güzel yıllarını beraber geçirdiğin 'kanka'yla farklı şehirlerde yaşamak cidden çok zor. Arada böyle sürprizler herkese iyi geliyor.

Sınavlı, kötü havalı, yorgunluklu yeni haftaya selam. Pazartesilerden nefret ediyorum.