Salı, Şubat 17, 2015

Hafta sonu vol 548165

Hafta içi yoğunluktan o kadar bir şey yapamıyoruz ki, her şey hafta sonuna sıkışıyor, bu durumda da ortaya karışıklar yerini hafta sonu özetlerine bırakıyor.

Haftalardır süren misafir akınından sonra, bu hafta eve gelecek, gidecek yoktu. Cuma akşamı, kızartma eşliğinde tv şeklinde yalnız geçti. Barış'ın işi vardı çünkü. Cumartesi öğlene kadar yattıktan sonra kendimi temizlik işlerine verdim. Sonra Sevgililer Günü münasebetiyle, biraz dışarı çıktık. Çok özel bir programımız yoktu. Yemek-kahve ile geçirdik akşamı. D&R'dan Sevgililer Günü şerefine kaptığım kitaplarla bitti akşam. Sezgin Kaymaz'dan Bakele ve Pınar Öğünç'ten Aksi Gibi'yi aldım. Aksi Gibi'ye başladım hatta. 3 kitabı aynı anda okuyorum. Bu ara öykülere kayıyor gönlüm, ruhum. Mutluyum.

Pazar günü için, bir ay önceden plan yapmıştık zaten, Profesyonel'i 4. kez izlemeyi denemek için. Başakşehir'den Beykoz'a gitmeyi göze alarak hem de. Yeniköy'de mükemmel bir pazar kahvaltısı yaptık önce, Barış'ın kaçamak günüydü. Oradan da geçtik tiyatroya. Bu kez başımıza bir olay gelmeden izledik oyunu. Nasıl güzel, nasıl bayıldım, yıllardır kapalı gişe olması nasıl normal anlatamam. Çok çok beğendim. İzlemek için bu kadar uğraşmam boşuna değilmiş. 40. yaş gününde bir yazar ve emekli bir polis memurunun ilginç bağlantısı, yaşadıkları üzerine harika ötesi bir oyun. Edebiyat, sanat, siyaset üzerine çok düşündürücü yerlere değiniyorlardı. Özellikle Devlet Tiyatrosu'nda bu kadar ince gören oyun bulmak çok zor. Tabi ki, Yetkin Dikinciler ve Bülent Emin Yarar'ın efsaneler efsanesi performanslarını söylemezsem olmaz. İnanılmazlardı. Vel hasılı, eğer meraklı bir tiyatro izleyicisiyseniz bir fırsatını bulup izlemelisiniz. Muhtemelen şimdiye kadar izlemişsinizdir ama, ben yine de uyarayım. Az daha unutuyordum. Oyun çıkışı Bülent Emin Yarar'ı yakaladık. Kendisini tebrik edip, biletlerimizi imzalattık. Demek ki dedim, şimdiye kadar izleyemeyişimizde bir keramet varmış. Harika bir deneyimdi.

Tiyatro'dan sonra Barış'ın liseden bir arkadaşına gittik Maltepe'ye. Yemek, sohbet, muhabbet derken haydi film izleyelim dediler. Peki dedik, daha önce de yazmıştım ben Danzel Wahington'u inanılmaz severim. Onun 2014 yapımı The Equalizer'ını izledik. Film güzel başladı ama, bu kadar hikayeden bitebilirdi ancak. Süresi de 2 saat 10 dakika yani baya uzun. Kana, kavgaya doyduk (Çok ihtiyacımız varmış gibi). Eğer sadece vurdu kırdı izlemek istemiyorsanız, film için zaman kaybı diyebilirim. İzlediğim en vasat Washington filmiydi.

Bir hafta sonu da her hafta sonu gibi rüzgar oldu uçtu. Önümüzdeki hafta sonunun tamamı eğitimde geçecek, bir de okul açıldı yoğun yani ama biz cumartesi akşam, Zorlu Center PSM'de Rıza Kocaoğlu'ndan Ormanlardan Hemen Önceki Gece'yi izleyeceğiz. Çünkü hazır mümkünken, sezon kapanmadan ne kadar tiyatro izlersek o kadar kalpler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder