Cuma, Ocak 30, 2015

Bu cuma.

Bugün garip bir şekilde kendimi azıcık 'efkarlı' hissediyorum. 
Bi'şey eksikmiş de ne olduğu belli değilmiş gibi. 
Bazı şeyleri bilmek insana iyi gelmiyor çünkü.
Bir de twitterda da yazmıştım, mesela bazı insanlar var.
Çok seviyorsun, hani baya seviyorsun.
Ama görmek, görüşmek, iletişim kurmak iyi gelmiyor.
Ruhuna yani. Yoruyor, kötü yapıyor seni bir şekilde.
Bu tabii ki, aşk vs. gibi bir durum değil.
Hayatımızdaki bazı çok sevdiğimiz diğerleri.
GÜZEL BİR ŞEY DEĞİL.

Neyse ki, cuma.


Pazartesi, Ocak 26, 2015

Hafta Sonu...


Güzel olan her şey gibi, hafta sonu da çabucak geçti. Cuma günü özel dersten sonra eve sebepsiz, pembe karanfillerle gelen koca tatlılığıyla başladı hafta sonu. Aynı tatlı koca, biraz rahatlayayım diye Taksim Radisson Blu'da cumartesi için masaj + spa ayarlamış. Kahvaltıdan sonra soluğu orada aldım. Harika ötesi harikaydı. Tam bir sıcak düşkünü ben, masaj, sauna, buhar banyosu, jakuzi derken çocuklar gibi şendim. Sonra hafta sonu pizzası, evde akşam kızartmalı kaçamaklar derken bir de baktım pazar olmuş.

Pazar sabahı özel dersten sonra, hava çok güzel kahveyi deniz kenarında içelim hem de yürüyüş yapalım derken, trafiğin azizliğine uğradık. Bir kahveyi içip dönmemiz 3 saat sürdü ki normalde 1 saat. Öyle bir trafikte kaldık ki gidemiyorsun, dönemiyorsun. Akşam dönerken annemle kardeşimi de aldık, hafta sonunu kardeşle koca playstation oynarken, kütüphane başında annemle uzun uzun sohbet ederek bitirdim.

Yine ayrıntısına girmek istemediğim kötü şeyler de oldu, benimle ilgisi olmayan, aslında çok ilgisi de olan ama, harika hafta sonuma gölge düşürmemeye çalıştım. Çünkü biliyorum, geçecek.

Bu arada Kaiken'i bitirdim. Sonu sürükleyiciydi ama kitapla ilgili karışık duygular içindeyim. Bugün yarın yazacağım buraya.

Çarşamba, Ocak 21, 2015

İnsanlık için Küçük Tuburuk için Büyük Adımlar!




Hellöööööğğğ,

Üzerimde ne yapmak istediğime karar vermiş olmanın hafifliğiyle birlikte, bi'şeyler yapmaya başlamalıyımın paniği var blogcum.



Öncelikle hiiiiiiç çalışmadığım iş güvenliği uzmanlığı sınavından 65 alarak ucundan kaldığımı kayıtlara geçmek isterim. 3 soru daha yapsam geçip kurtuluyordum ama, yapamamam çok doğal çünkü, sınavlarım ve ödevlerimin en yoğun olduğu döneme geldi sınav. Ben de erken çalışırsam unuturum diye, son dakikalara bırakınca kaçınılmaz son geldi. Yalan söylemeyeyim ama, hiç çalışmadığım halde aşağı yukarı bu notu alacağımı tahmin ettiğim için, belki geçerim diye ümitlenmiştim. Neyse, elime güzel bir not geçti sınavdan sonra. 5000 slaytlık içinde çıkmış soruların da olduğu bir not. Zaman kaybetmeden o nota çalışacağım. Okulda ödevler, vizeler bastırmadan bitirip sonrasında soru-deneme çözümüne odaklanacağım. UMARIM.

Gelelim hafifleme meselesine... Tezim için hangi konuda çalışacağıma karar verdim. Mesleğimle yani gıda mühendisliğiyle işletme yüksek lisansını bir arada kullanabileceğim bir alan istek-arayışım, kalite ile sonlandı. Bu durumda, bu dönem aldığım Toplam Kalite Yönetimi dersinin ve gittiğim kalite eğitiminin de etkisi büyük. Bahar dönemi başında, tez danışmanımızı, dolayısıyla kürsümüzü seçip ufak ufak çalışmaya başlamamız gerekiyor. Bu arada ben de boş durmayıp, araştırdım ve bir dizi kalite konulu eğitim almaya karar verdim. Bunların bir kısmı online ve ücretsiz. Hatta bazılarını coursera, edx gibi tüm dünyadan harika partnerleri olan güzel sitelerden alacağım. Ücretsiz olanları tamamladıktan sonra, biraz da para harcayarak eğitimler alıp hazirana kadar altyapıyı kurmuş olmak istiyorum. Haziran, bir çok başka konuda da benim için milat olacak. Bu yüzden o zamana mümkün olduğunca donanımlı şekilde hazırlanmam gerekiyor. Umarım çabalarım meyvelerini verecek.

2015'i tamamen kariyer odaklı geçirmek, tezimi de 1 dönemde tamamlamak istiyorum. Zaten bilimsel hazırlık, üniversitede yabancı dil hazırlık vesaireyle bir dünya zaman kaybettim. Evlilik, yeni düzen kısmı da geçtiğine göre, şimdi biraz kişisel/kariyer hırslarıma odaklanmam gerekiyor. Bakalım, seneye bugünlerde neler değişmiş olacak. Umarım bu yazı aklıma gelir de karşılaştırma şansım olur.


Cuma, Ocak 16, 2015

NEDEN?


Şu dünya üzerinde en anlamadığım ve sevemediğim insan tipi, saçma düşüncelerini kabul ettirmek için bağıranlar. Bugün yeni bir muhasebe müdürü işe başladı şirkette. Adeta bir fırtına çıktı. Adam durmaksızın bir şeyler istiyor, susmuyor ve sürekli bağırarak konuşuyor. İstediği evrak gittiğinde de tam olarak istediği şey olup olmadığıyla ilgili, aynı cümleyi 3 farklı şekilde kurarak teyit alıyor.  Her bir şey istediğinde de sesi yükseliyor. Adam yönetim bölümünden bizim tarafa geçeli yarım saat oldu olmadı, benim başıma ağrılar saplanmaya başladı. Diyemiyoruz da azcık sessiz konuş be mübarek diye. Çok konuşuyorsun, ona razıyız da NEDEN BAĞIRIYORSUN? 
Bakalım ilerleyen günler bize nasıl işkenceler getirecek blog.
Hayırlı Cumalar...

Pazartesi, Ocak 12, 2015

Ortaya Karışık Hafta sonu Özel

Meraba blog,
Hafta şirketimizin geri zekalı tedarikçileri yüzünden oldukça gergin başladı benim için. Sabahtan beri o nerede bu nerede hani göndermediniz ama, yooo ödeme de yaptık diye gezdim. Neyse, ben hafta sonuna geçiyorum.

Şirketin yolladığı kalite eğitimi sebebiyle cumartesi sabah 7:20'de hava hala karanlıkken başladı hafta sonu. İyi ki gittim eğitime, çok çok iyi geçti. Eğitim Gıda Mühendisleri Odası'ndaydı, bu eğitim sonrası odayla ilişkimi artırmaya, daha çok eğitime katılmaya karar verdim. İlk Gün 4buçuk gibi bitti, Barko Son Umut'a bilet almıştı, koşarak ona yetiştim. Çok sevdim Son Umut'u ben. Savaş sahneleri, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Russell Crowe'un beraber olduğu sahneler çok etkileyiciydi. Bir sürü sahnede içim acıdı ama, çok güzeldi.

Filmden sonra akşamki Selami Baba konseri için Taksim'e geçtik. Nereye gitsek diye düşünüp düşünüp yine kendimizi Aslanım'da bulduk. Aslanım'da geçirdiğim en güzel akşamlardan biriydi. Harika bir 90'lar playlisti, sıcak, güzel yemekler. Hasta Barko dinlenirken ben de kitabımı karıştırdım biraz. Sonra konsere. Selami Şahin'i ben de severim ama daha çok Barış. En sevdiğimiz şarkıların çoğunu konserin ilk yarısında söyledi baba, Barko da hastalık sebebiyle havasızlıktan rahatsız olunca erken çıktık, Zührelere gittik gece yarısı. Orada bir gece çayı-gece dedikodusundan sonra yorgunluktan bitap düşmüş halde 2buçuk civarı uyuyabildim.

Pazar günü eğitim yine 10 gibi başladı. 2. gün daha verimliydi. Sistemi ilk günden tanıdığımız ve uygulamalar yapma şansımız olduğu için keyifliydi. Eğitimden sonra eve geçip bu kez de Gone Girl'ü izledik. Ben kitabını okumuştum zaten, olayları bilmeme rağmen filme ayrı BA-YIL-DIM. Kaç zamandır izleyelim diyordum, bi türlü fırsat bulamıyorduk. Biz geç saatte film izlediğimizde Barış genelde uyanık kalmakta zorluk çeker, o bile gözünü kırpmadı. Hatta ara bile vermeyelim hadi hadi falan diye sıkıştırdı. O kadar heyecanlıydı düşünün. Aynı zamanda da gergin. Çok çok sevdim. Mutlaka ama mutlaka izleyin.

Dinlenemeden, hatta evi bile temizleyemeden geçti bu hafta sonu ama eğitim ayrı, filmler ayrı güzeldi. Aklımızda birkaç yeni film daha var Akademi'ye aday olanlardan falan, bu hafta onları da izleyeceğiz. Tabii ki analiz yapacak kadar sinema bilmiyorum ama fikrimi yazacağım.

Gittim.

Cuma, Ocak 09, 2015

200. Blog Yazısı

Hello blog,

Soğuklar beni benden alıyor. Titreye titreye çalışmaya çalışıyoruz. Cuma olmasının verdiği mutlulukla yazacağım bugün yazıyı. Hoho. İyiyim bugün.

Bu hafta zorluydu, soğuk, özel dersler. Hala da devam ediyor. Akşam yine ders var, hafta sonu hem cumartesi hem pazar eğitim var, iş yerim ayarladı. Ona da ayrı bir hoho. Pazar akşam yine bir özel ders var sonra rahatlıyoruz.

Barko'ya yılbaşı hediyelerimden biri çok sevdiği Selami Şahin konseri biletiydi. Yarın bir de o var. Araba error verdi soğuktan, Barko da hasta ama gitmekte kararlı görünüyoruz şimdilik. Yarın güzel bir gün çünkü.

Sınavlarım da açıklanmıyor bu arada. 8 kişinin kağıdını okumak ne kadar zor olabilir demeden edemeyeceğim. Bekliyorum. Ne ders seçsem diye bakınıyorum filan.

Bir de water your body diye bir app var, şurada gördüm. Ağırlığınızı giriyorsunuz, ortalama günlük su ihtiyacınızı hesaplıyor ve gün içinde size hatırlatmalar yapıyor. Şu kadar daha su içmeniz gerekli filan diye. Özellikle soğuk havalarda su içmek pek aklıma gelmediği için, indirdim. Baya kullanışlı, tavsiye ederim. Küçük küçük diyet de yapmaya çalışıyorum. Hem de yeni yıl hedeflerimdendi daha sağlıklı beslenmek ve düzenli su içmek. Güzel oluyor.

Son olarak, e book reader mükemmel bi'şey. Yeni yıldan önce almıştım. Koşuşturmanın içinde henüz ilk kitabımı bitiremedim ama çok memnunum. Hem hafif, taşıması kolay hem de oldukça pahalı kitapları ücretsiz bulmak, mükemmel. Kaiken'i okuyorum şu an. Gayet güzel gidiyor. Bitireceğim bu hafta sonu inşallah. Yazarım belki.

Çok konuştum. Gittim.


Çarşamba, Ocak 07, 2015

Karlar düşer...


Meraba blog,

Söyleye söyleye karı getirdiler sonunda. Evle iş yeri arası çok uzun mesafe olmadığından hızlıca geldim işe.

Dün işten sonra, bi özel dersim vardı. Eve uğrayıp, hasta Barko'ya yemek yapıp derse geçtim. Ben dersteyken bastırdı kar. Çıktığımda her yer bembeyazdı. Bi'şey farkettim. Geçen yıl nasıldı bilmiyorum ama, eskiden kar yağdığını görünce çok mutlu olur; sokağa çıkmak için yandaş arardım. Geçen hafta kar yağdığında da bu hafta da sürekli yağmasın, yollar kapanacak, çok soğuk diye diye gezdim. Büyüdüm mü, karamsar mı oldum bilmiyorum. Öğrencimin annesi, siz pek sevmiyorsunuz sanırım karı dedi. Yoo halbuki çok severim. 

Bu sene niye öyle oldu ki?

Salı, Ocak 06, 2015

Bir dönem daha biter...

Günaydın.

Finaller dün bitti. Hatta bir tanesi açıklandı. İlk AA geldi. Gayet güzel bir final dönemi hatta okul dönemi geçirdim. Burn all notes moduna girmedim bu dönem yani. Okula gitmekten bu kadar keyif alacağımı düşünmemiştim yüksek lisansa başlarken. Şimdi, eee şubat ortasına kadar n'apıyoruz diye gezmeye başladım. Kitap okuyoruz, konserler, tiyatrolar var. Görülecek yerler, gelecek misafirler var. Herkesin final dönemi olduğundan özel dersler zirve yapmış durumda. Neredeyse her günüm dolu, onları da bitirdiğim zaman, gayet rahatım.

Değişik bir şeyler arıyorum ama blog. Yeni bir şeyler. Biraz düşüneyim, döneceğim.

Cuma, Ocak 02, 2015

Günaydın...

Günaydın.

Azcık daraldım da attım kendimi buraya. Üstümde bir gerginlik var ki anlatamam. Atmaya çalıştıkça daha çok yapışıyor sanki yakama. Çok yoruluyorum belki ondan. Şikayetçi değilim pek ama yoruluyorum işte. Okul, ev, iş bir de özel derse başladım malum evlilik masrafları yüzünden. Aslında keyifli de sayılır ama özellikle cumartesi kendime ayırdığım vakit azalıyor. Dinlenemiyorum çok. Neyse ki okul bitiyor. Pazartesi tek bir finalim kaldı, sıkıntısız, vizeleri baya yüksek. Ondan sonra neredeyse şubat sonuna kadar okul yok. Son dönem olacak dersler açısından bakalım sonra ne işler açılacak başıma.

İş değiştirmek istiyorum. Şu anki işim inanılmaz rutin, hiçbir ekstra yok ve kendimi geliştirmem için çok az fırsat var. Daha kurumsal, şartları daha iyi, kendimi geliştirebileceğim yeni bir iş istiyorum. Belki gerginliğimin bir sebebi de budur, bilmiyorum. Yeni iş istiyorum ama, okul ellerimi bağlıyor. Devam etmem gereken derslerim var, tezim var. İş yerim okula gitmemi ya da boş kaldığımda ders çalışmamı sorun etmiyor. Hafta sonu çalışmıyorum. Evime ortalama 10 dakika uzaklıkta. Bunları düşündüğümde en azından okul bitene kadar yani minimum haziran ayına kadar idare etmem lazım diyorum ama çok zor. Edeceğim, hatta bazı yakın çevreler, tezini de yaz kökten bitirince kurtul diyor ama ona henüz karar veremedim. Bahara doğru bi fırsat olursa, değerlendireceğim.

Kendimi geliştirmem için fırsat çok az dedim ya, o azlardan biri bu ara. Haftaya hafta sonu bir eğitime gideceğim büyük ihtimalle. Faydalı olacak, son anda yollamaktan vazgeçmezlerse.

Başka da bi'şey yok aslında. Günler uçuyor. Haftalar, aylar geçiyor. Hiçbir şey değişmiyor sanıyoruz, Bakıyoruz ki, heeer şey bambaşka olmuş. Sadece yoruluyoruz, yaşlanıyoruz. Geçiyor... 

Farklı saatlerde yazınca sabahtan beri, böyle alakasız oldu. Olsun. Her gün yazmaya çalışacağım. İyi gelecek.

Perşembe, Ocak 01, 2015

2015'in İlk Günü.



Meraba blog,

Taslaklarda tamamlanıp yayınlanmayı bekleyen bi' sürü yazı var. Azcık ihmal ettim 2014te buraları. Bu yıl öyle olmaz belki. Deneyeceğim.

Geçen yıllarda olduğu gibi kalem kalem yazamayacağım bu kez. İçimden geldiği gibi olsun. 

2014 efsane bir yıldı benim için. Her açıdan. İşten ayrıldım. Yeni iş buldum. Nişanlandım. Bilimsel hazırlık sınıfını bitirdim. Kardeşim askerden geldi. Kına gecem oldu. Evlendim.  Evim, evimiz oldu. Balayına gittim. Yüksek lisans bilim sınıfına başladım. Çok çok gezdim. Çok çok ama hayal ettiğimden az okudum. Mükemmel filmler, oyunlar izledim. Harika şeyler yaşadım. 

Hep güzel şeyler olmadı tabi. Biraz, uzun uzun anlatmak istemediğim kötü şeyler de oldu. Ama hepsi benimdi. Benim dedim, aldım, kabul ettim.

2015'ten kendimi daha az hırpalamayı, başkaları tarafından daha az hırpalanmayı, ayrıntılara daha az takılmayı hatta hiç takılmamayı, daha çok sevmeyi sevilmeyi, daha az sinirlenmeyi, sesimi daha az yükseltmeyi, olaylara daha olumlu bakmayı ve son zamanlarda yapmaya çalıştığım gibi, 'bugün mükemmel bir gün olacak.' diye uyanmayı bir de evime girdiğimde huzuru koklamayı istiyorum.

Yukarıdakiler içsel dileklerimdi. Biraz da öbür tarafa bakalım. Daha çok su içmek, daha sağlıklı şeyler yemek, cipsi azaltmak, çikolatayı kararında tutmak, evde güzel yemekler pişirmek, bol bol yürümek, harika yerler görmek (Amerika ve İtalya LÜTFEN!), mükemmel kitaplar okumak, bir sürü film izlemek, bazı günler hiçbir şey yapmadan evimin tavanını izlemek, bilim sınıfını bitirmek, tezimi bir dönemde yazıp yüksek lisansı tamamlamak, daha iyi bir işte çalışmak, çok güzel hediyeler almak, daha güzellerini vermek, hiiiiç hastaneye gitmemek, Barış'a başarmasında yardım etmek istiyorum.

2015 Lütfen bize iyi gel.