Çarşamba, Eylül 17, 2014

CL / GS:1 - 1:RSCA

Maçla ilgili çok şey söyleyesim yok, çoğunlukla kızgınım. En çok da Selçuk ve Burak hayal kırıklığına uğratıyor. Dün yarım göz izledim tüm maçı. Kalbim kaldırmıyor.

Salı, Eylül 16, 2014

Hayırlı Uğurlu...

Hazırlık koşturması biterken, okul başladı blog. Nasıl özlemişim. Her dönemki ders seçimi çilemizi doldurup başladık. Güzel dersler seçtim bu dönem. Hem de 4 tanecik. Şu devam işi ayağıma dolaşmazsa, ev, tatil, evlilikle ilgili ayrıntılarla birlikte dünyanın en mutlu insanı olma ihtimalim yüksek. Hak ettim ama di mi?

Salı, Eylül 02, 2014

İşler Güçler...

Çalışmak çok zor. Çok klasik olacak ama, insanlarla uğraşmak çok zor. Yeni işimde ortalama 45-50 kadar üretim personelinin sorumluluğunu üstlendim. Bir kısmı yaşlı-usta bir kısmı çok genç-öğrenci,  her birinin gönlünü yapmak, çalıştırmaya uğraşmak bir de üzerine işinle alakası olmayan angaryalar üstlenince bazen o paralel evrende kendi işini yapan Tuğba'ya çok özeniyorum.

İşimi seviyorum evet, hayatımdan memnunum ama patron kaprisi, gereksiz emrivakiler, saçma sapan tavırlar beni işimden de çalışmaktan da inanılmaz soğutuyor. Şimdi neyse ama tüm hayatımın bu şekilde geçmesi ihtimali beni çok korkutuyor. İşin kötüsü aynı sorunları daha önce çalıştığım iş yerimde de yaşadım, yani bunlar çalışanların evrensel sorunları. Nereye gitsem aynı, iş değiştirmek de çözüm değil...

Pazartesi, Eylül 01, 2014

Hazırlık Güncesi Vol 23625548

Bu aralar maalesef başka atraksiyon yok hayatımda. Yine hazırlık, yine hazırlık...

Küçük ayrıntılar dışında eksiğimiz yok gibi. Eşyalarımız yarın tamamlanacak. Perşembe sabah Barış Amerika'ya gidiyor. Biraz zor geliyor; hem işler bekliyor, evi annem ve kızlarla ben yerleştireceğim hem de zamanlama kötü,10 gün yalnız kalacağım. Bir yandan da küçük eksiklerle ilgileneceğim. Hemen geçecek ama, zira zaman uçuyor bu ara. Düğüne 27 gün kaldı.

Evime gittiğimde canım çıkmak istemiyor. Çiçeklerim var onları suluyorum, yerleştireceğimiz eşyaları yıkıyorum, kutuları açıyorum yavaştan. Acayip değişik bir duygu. Böyle olacağını düşünmüyordum ama evin her köşesi içime kazınıyor sanki. Sabırsızlanıyorum. Hayaller de o kadar büyük değil aslında. Akşam yemeğinden sonra beyaz yemek masasında kahvesine tavla oynamak, Behzat Ç. izlemek falan. Ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez ama. Bu sevgi kelebeği halime ben de alışkın değilim ama şikayetçi de değilim. Ben iyiyim blog, biz iyiyiz...