Çarşamba, Şubat 05, 2014

Ortaya Karışık #22

Ortaya karışık yazılarını gündem kalabalık olduğunda, günlerimi unutmamak için yazıyorum hep. Gündem yine kalabalık...

Yüksek lisansta ilk dönemimi bitirdim. Sıkıntılı bir dersim var. Onun dışında gayet iyi bir dönem geçirdim. 2. dönem ders sayım azalacak, daha rahat edeceğim diye umuyorum. 10 Şubatta ikinci dönem başlıyor. Açık öğretimin 3. dönemi de bitti bu arada. Sıkıntılı bir dersim de orada vardı ama sanırım onu kurtardım. Henüz açıklanmadı. Bu dönemden dersim kalmazsa (umarım) bahar döneminde bitireceğim.

Bir yandan da evlilik hazırlıkları devam ediyor tabi. Çok büyük arayışlara girmeden nişan yerimizi seçtik, bugün gidip tarihi netleştireceğiz. Alyanslarımızı aldık hatta evimiz için televizyon bile aldık. Sıkıntılı geçeceğini düşündüğüm bu hazırlık dönemi inanılmaz keyifli geçiyor. Kıyafet, davetiye, mekan, yüzük... Tabi arkadaşların katkılarını unutmamak lazım. Güzel telaşlar...

Sonunda geçen hafta sonu Bursa'ya gidebildim. Hasret bitecek diye uçarak gittim ama özlediğim hiçbir şeyi yerinde bulamadım. Yemek yediğimiz, çay kahve içip muhabbet ettiğimiz, eğlendiğimiz ne kadar yer varsa bir şekilde hepsi kapanmış. Ne kadar üzüldüm anlatamam. Yaşlıların hayatlarında minimum değişiklik yapma isteğini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Tabi ki Fransa Fatihi persefon'u ve diğer arkadaşlarımı, okulumu görmek çok iyi geldi ama hayal kırıklığına uğramadım dersem yalan olur. Bursa'ya gitme maksadım ikinci dönem bazı derslerden muaf olmak için belge almaktı, onu da hallettim.

Dün akşam DT Cevahir Sahnesi'nde Profesyonel oyununu izleyecektik Barış'la. Oyuna ikinci kez bilet aldık ama sanırım bu oyunu izlemek benim kısmetimde yok. Trafik çilesi sebebiyle yetişemedik. İkinci kez kaçırdık. Geçen sefer de aynı sebepten kaçırmıştık. Ne kadar üzüldüm anlatamam. Biz de oraya kadar gitmişken, Eyyvah Eyvah-3'ü izleyelim dedik. Ben oyunu kaçırmanın moral bozukluğuyla pek istemesem de film bittiğinde iyi ki gelmişiz dedim çünkü gerçekten çok eğlenceliydi. Ata Demirer bu serinin her filmini bir şekilde daha eğlenceli hale getiriyor. Çok çok sevdiğim Demet Akbağ'ı da unutmamak lazım. Çok sevdim kısacası.

Pazartesi Bursa'da olmam gerektiğinden ve hafta sonu planını çok önceden yaptığımdan Bursaspor maçına gidemedim. İçerde Bursa ile maç varken benim Bursa'ya gitmem kaderin cilvesi tabii. Evde izledik maçı ve gitmediğim her maç gibi bu maç da efsane oldu. Sneijder ve Melo'ya olan sevgimi anlatacak söz yok. Uzun zamandır böyle bir oyun izlemeye hasrettik, bunu bekliyorduk, arkası gelir inşallah. Neyse ki cumartesi günü Eskişehir maçı yine içeride de özlem uzun sürmeyecek. Bu arada o kadar çok transfer yaptık ki, antrenman fotoğraflarına bakarken başka takımın fotoğraflarına bakar gibi hissediyorum bazen. Umarım hepsinin tek tek faydası olur.

Profesyonel'i kaçırdığıma çok üzüldüm ama tiyatro planları bitmiyor tabii ki, ofisteki kızlarla Kalpak'ı izleyeceğiz cuma günü. Bu kez ofise yakın olan Küçükçekmece Sahnesi'nde olacağımız için kaçırmayacağız umarım.

Şu an memnun olmadığım iki şey var. İlki çok az kitap okuyor olmam. Haftada bir kitabı geçtim, 2 hafta oldu elimdeki kitap hala bitmedi. Bu hafta azcık toparlanmam lazım. Diğeri de 1-1,5 kg kadar kilo almam. O kadar gezip tozmanın sonucu normal tabi ama bugün diyet başladım ve diyet yapmaktan nefret ediyorum.

Son olarak bugün Hagi'nin doğum günü. 49 oldu. Geçen sene 148 olsun demişim doğum gününde gelenek bozulmasın 49 değil 149 hatta 1049 olsun. Var olsun. İyi ki doğmuş. Çok seviyorum...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder