Pazartesi, Aralık 30, 2013

Yarın için

Beni tanıyanlar bunu burada görünce şaşıracak biraz çünkü ben HİÇ böyle biri değilim. Tam bir en kötüsüne hazırlan, kötünün iyisine razı ol insanıyım ama yarınki sınavım ve içinde bulunduğum ruh halinden kurtulmak için buna ihtiyacım var. Yarın gireceğim sınav, yüksek lisansımın şimdiye kadarki en önemli sınavı. Pozitif düşünmem ve yarın sabah 10:00'a kadar delirmiş gibi ders çalışmam lazım. 1 haftadır elimden geleni yaptım. Bu son akşam, elimden geleni yapmanın verdiği iç rahatlığıyla uyumak ve şu sınavdan kurtulmak istiyorum artık...

Craft Tiyatro / Garaj

Daha önce Craft Tiyatro'nun herhangi bir oyununu izlememiştim. Dot Tiyatro'dan tanıdığım Enis Arıkan bu yıl orada bir oyuna başlayınca merakım dolayısıyla twitter'dan takibe almıştım. Garaj oynanmaya başladığından beri, kapalı gişe devam ediyor. Biz biletimizi 1 ay önceden aldık ve dün sonunda izleyebildik.
Üniversitede fotoğraf okuyan bir öğrenciyle bir travestinin yılbaşı gecesi karşılaşmasıyla başlıyor oyun. Kahraman Orkide'nin fotoğraflarını çekmek istiyor, olaylar gelişiyor. Enis Arıkan Orkide'yi, Güven Murat Akpınar da Kahraman'ı oynuyor. Güven Murat Akpınar, kesinlikle çok iyi ama Enis Arıkan adeta devleşiyor. Topuklularla yürüyüşü, konuşması, makyajı her şeyiyle resmen can veriyor rolüne. Kahkahalarla güldüğümüz onlarca sahne vardı, genel olarak çok eğlenceli bir oyundu ama bir kaç yerinde dayanamadım koy verdim gözyaşlarımı. Bu ülkede farklı olmanın, başka olmanın, trans olmanın nasıl hissettirdiğini bir kaç saniyeliğine anlamak bile insanın ciğerini yakıyor. Uzun uzun yazmak, anlatmak, ayrıntı verip havasını bozmak istemiyorum. İzlemeden önce oyunla ilgili ayrıntılı fikir sahibi değildim, bayılarak ve merak ederek izledim. Size de aynısını öneririm. Homofobik değilseniz şayet sevmemeniz imkansız.

Son olarak diyor ki Orkide: 'Birine aşık olduğunda şehrin nüfusu bire iner.'

Salı, Aralık 17, 2013

Ortaya Karışık #Çok Karışık

Yine arayı açmışız. 2. vizeler, açık öğretim falan derken uğrayamadım buralara pek. Hemen başlıyorum.

Vizelerim gayet iyi geçti. İş yeriyle birlikte götürmeye çalıştığım için, aynı haftaya Juventus maçı ve kar denk geldiği için, özellikle son sınavım ÇOK zor olduğu için baya zorlu oldu ama geçti. Finallere kadar rahatım diyeceğim ama onlar da 2 hafta sonra başlıyor. Bu okul neden bu kadar sınav yapma meraklısı anlayabilmiş değilim.

Juventus maçının olduğu günün ertesi, yani asıl olarak maçın tekrarının olduğu gün sınavım vardı. Maça gidebilmek için, sınav kötü geçerse vicdan azabı çekmeyeyim diye 2 gün önceden sınavıma çalışmaya başladım, hallettim. Kar, kış, soğuk bi şekilde gittik maça ama oynanmadı. Biraz geç yorumlar bunlar biliyorum ama bence o gün maç tekrarı olan günden bile daha iyi oynanırdı. Olmadı. Arabayı bıraktık stadın otoparkında, Zühre'lere gittik o gece. Ertesi gün sınav varmış falan dinlemeden sabaha kadar sohbet muhabbet.

Sınavdan sonra koşarak ofise gelmem gerektiği için ertesi gün gidemedim maça tabi. Yıkım. Hatta gol olduğunda da toplantıdaydım. Çok alakasız bir şekilde öğrendim gol olduğunu. Bu konuyla ilgili söylenecekleri Gökhan Zan olabilecek en güzel şekilde söylediği için, benim uzun uzun ne kadar mutlu olduğumu falan anlatmama gerek kalmadı. BİZ UEFA TAKIMI DEĞİLİZ, ŞAMPİYONLAR LİGİ TAKIMIYIZ. BOĞULACAKSAK DA BÜYÜK DENİZDE BOĞULURUZ. BURADAN DA İTALYANLARA BİR KERE DAHA SESLENMEK İSTİYORUM GALATASARAY AVRUPA FATİHİ'DİR. ( ben kalplerkucaklamalarçoksevmeler Gökhan Zan)

Gelelim kuraya, Manchester veya Atletico gelir / gelsin diyordum ama Chelsea geldi. Yine görece iyi bir kura oldu. İzin alabilirsem ve sınavlarıma denk gelmezse çünkü Barış'ın vizesi de var; deplasmana gitmek istiyoruz ama hayırlısı. Drogba ve Mourinho açısından ve tabi bizim açımızdan da ilginç bir kura oldu. Eleriz gibi geliyor bana ama ZATEN BANA HEP YENERİZ GİBİ GELİYOR o yüzden çok bir şey demeyeyim.

Daha önce de söyledim, Türkiye'ye gelmeden önce Mancini'yi çok fazla tanımıyordum. Tanımadığım bir insan takımıma hoca oldu diye birden gönül bağı kurabilecek biri değilim ama hocanın soğukkanlı ve kendinden emin duruşunu sevmeye başladım. Hem CL'de gruptan da çıkmışken artık hocanın da bi tribüne falan çağırılması lazım gibi geliyor bana ki o da bizi iyice benimsesin.

Bu yazı ortaya karışıktan daha ziyade Galtasaray karışığı oldu ama olsun. Galatasaray'la devam ediyorum. Türkiye kupası maçları hafta içi ve çok erken saatte olduğundan gitme şansımız olmuyordu. Sahanın azizliği sebebiyle mi desem sayesinde mi desem Olimpiyatta yani iş yerimin dibinde oynanacak. Yarın Olimpiyattayız yani.

Diğer konulara gelirsek, açık öğretim sınavlarım beklediğimden iyi geçti. Finalleri de okuldaki finallerimden 1 hafta sonra olacağı için, takıntısız hallederim gibi geliyor. Bu sene özellikle alan derslerim olduğu için okumak, çalışmak da çok zor gelmedi.

Birinci vizeler, ödevler, ikinci vizeler, açık öğretim derken yorgunluktan bitap düştüm. Ne dizi izleyebiliyorum ne kitap okuyabiliyorum. Atlamadan devam ettiğim tek dizi de Grey's Anatomy. Şöyle harika ve bitmiş bir dizi olsa da izlesem.

Nişan-düğün için tarih belirleme aşamasına geldik ama bu olaylar düşündüğümden çok daha zormuş ya. Nerede yapalım, nasıl yapalım, aile arasında mı, kalabalık mı derken kafalar iyice karıştı. Velhasılı, günler çok hızlı ve yorgun geçiyor. Minik bir tatil lazım...

Salı, Aralık 03, 2013

DOT TİYATRO / Makas Oyunları-1

2010 yılında İngiltere'de başlayan bir projede yönetmenler, seçkin oyun yazarlarından güncel siyasi olaylara yönelik kısa oyunlar yazmalarını isterler. Proje her yıl yeni ülkeler ve yazarlarla gelişir. Yazılan oyunlar isteyen herkes tarafından oynanabilir.

Dot Tiyatro, Makas Oyunları'nda bu oyunlardan yaptığı seçkileri sunuyor. 4 oyundan oluşan Makas Oyunları-1'de 4 HARİKA kısa oyun var. Sezon boyunca 3 tane daha hazırlanacak, hatta Dot Tiyatro da kendi kısa oyunlarını yazacak ve oynayacak.

Makas Oyunları 1'de oynanan 4 kısa oyun Şişman Adam, Bazı Şeyler Çok Saçma, Pankart ve Hassas.

Şişman Adam, her krizden bir şekilde paçayı sıyıran ve karlı çıkan Şişman Adam'ın yani kapitalizmin hikayesi. İbrahim Selim'in anlatımı ve seslendirmesiyle video destekli olarak oynanıyor oyun. Kapitalizmin işleyişini gayet basit ve net şekilde anlatıyor, diyor ki: hepimiz bir şekilde kapitalizmin parçasıyız, parçası olmak durumunda hatta zorundayız ama esiri olmamalıyız.

Bazı Şeyler Çok Saçma, polis teşkilatının işleyişinin saçmalığından bahsediyor. Daha annesinin karnında cinayetle suçlanan bir bebek, milyarlarca dolar aklamakla suçlanan bir evsiz ve daha nice saçma suçlama. Neden Peki, çünkü hiçbir suç cezasız kalamaz. Pınar Töre ve Enis Arıkan iki polisi, Deniz Türkali de cinayetle suçlanan bir kadını canlandırıyor.

Pankart, 60 yıl önce ve şimdi devrim hayaliyle yola çıkmış 2 çiftin hikayesi. Devrim mümkün mü, mümkünse bu savaşarak mı olacak? 60 yıl önce de şimdi de tek hayal daha iyi bir dünya ama nasıl?
Günümüzde yaşayan çifti Elvin Aydoğdu/Ezgi Bakışkan ve Su Olgaç, 1950'lerde yaşayan çifti de Tuğçe Altuğ ve Can Şıkyıldız oynuyor.

Hassas'ın hikayesi ise şu: ekonomik kriz sebebiyle yapılan bütçe kesintilerinden şehirdeki akıl hastaneleri de nasibini alır ve kliniklerden biri kapanır. Terapi gören hastalardan biri, Jack, gecenin bir yarısı, gizlice terapistinin evine girer ve terapistiyle olayları konuşmaya başlar. Artık yatakların altından çıkmanın zamanıdır çünkü her-şey bom-bok de-ği-şim şart! Oyunun yazarı, bütçe kesintilerini protesto etmek için iki kişinin oynaması gereken bu oyunu tek kişinin oynamasını istiyor. Jacki'i Tuğrul Tülek canlandırıyor, terapisti ise repliklerin duvara yansıtılmasıyla seyirciler seslendiriyor. Sadece seslendirmekle kalmıyor, mimiklerle de destekliyor.

İnanılmaz bir deneyim. 4 oyunun hepsi birbirinden güzel ve gerçekten düşündürücü. Dot tiyatro her yıl daha da aşıyor kendini. Son 3 yıldır, oynadıkları her oyunu ilk sezonunda bir şekilde izliyoruz ve şimdiye kadar, daha az sevdiklerimiz olduysa da beğenmediğimiz hiç olmadı ama Makas Oyunları özellikle Gezi'den sonra bir başka anlamlı, bir başka güzel. 2,3 ve 4 için, hangisi olacak bilmiyorum ama özellikle Türkiye'deki duruma yönelik yazılıp oynanacak olan için şimdiden çok heyecanlıyım. İmkanı olan herkes gidip görmeli.

Son olarak, Dot Tiyatro'nun yaptığı onurlu hareketi de buraya not düşmek istiyorum. Kültür Bakanlığı'nın yardımını reddetti Dot Tiyatro. Sebebini de aşağıda çok güzel açıklamış. Her zaman biraz pahalı olmuştur benim için Dot oyunları ama hep hakkını vermiştir, şimdi daha da rahat içim helal olsun.