Çarşamba, Ağustos 28, 2013

Ortaya Karışık #20

Uzuuun zamandır ortaya karışık yazmamışım. Tatil, bayram, bayram sonrası yoğunluk derken yaz günlerinde pek anlatamadım olan biteni. Sondan başa doğru sıralıyorum hemen.

23 Ağustos'da bloga yazmaya başlayalı 1 yıl olmuş. Çok kalabalık ve dikkat çeken bir blog olmasa da burayı gerçekten çok seviyorum. Kimse için değilse kendim için. Arada geçmişte yazdıklarıma, yaşadıklarıma, hissettiklerime bakmak iyi geliyor. O yüzden devam.

Haftasonu çok yoğun ve eğlenceli geçti. Bertan'ın ablasının düğünü vardı. Geçen yıl da nişanına gitmiştik. Uzun zamandır bu kadar oynayıp zıpladığımız yoktu. Geç saate kadar eğlendik, düğünden sonra da devam ettik. Kurtlarımı atıp eve döndükten sonra da uyumadım. Grey's Anatomy'nin son sezonundayım, neredeyse sabaha kadar izlemeye devam ettim. Pazar da çok eski ve çok sevdiğim bir komşumuzu ziyaret ettik annemle. Nasıl özlemişim ve nasıl güzel  ağırladı. Arada iyi geliyor böyle.

Kardeşimin askere gittiğini yazmıştım. Arıyor arada. Çok özlüyorum. Sesini duymak iyi geliyor. Geçenlerde yüreğimiz ağzımıza geldi ama. Birliğinde 700e yakın asker akşam yemeğinden zehirlenmiş. Bizimki yemeklerin ne kadar kötü olduğundan bahsediyordu zaten yiyemiyordu o yüzden çok şükür ona bir şey olmadı. Sabaha kadar zehirlenenleri çevre hastanelere taşımışlar. Nasıl bu kadar tedbirsiz olabiliyorlar anlayamıyorum. Şimdi 5 yıldızlı otel yemekleri gibi yemek çıkıyor diyor. Bakalım ne zamana kadar devam edecek.

Son zamanlarda o kadar az kitap okuyorum ki, vicdan yaptım. Grey's bitmek üzere. Uzun bir süre hiç bir diziye sarmamayı planlamıyorum çünkü izlemeye başladığımda boş bulduğum her zamanı dizi izleyerek geçiriyorum. Rahatsız oluyorum.

Görmemişlik yapmak istemiyorum ama Barış sonunda araba aldı. En kısa zamanda yaz kapanışı için küçük bir tatile gideceğiz hem de arabayı ıslatacağız. Ben de çok istiyorum aslında ama, artık çok gerek kalmayacak sanırım.

Okul açılacak, ilk kez gidecekmişim gibi heyecanlıyım. Hangi dersleri alacağım, iş yerinin verdiği birgün izin derslere yetişmeme yetecek mi, devam sorununu çözebilecek miyim gibi gibi gibi bir sürü şeyi çok merak ediyorum. Umarım başarabilirim, korkuyorum biraz da. Açıköğretim çok kolay oldu ama bu sene gözümü korkutmuyor pek. O da başlıyor Eylül'de.

Ramazanda spora ara vermiştik. Başladık tekrar. Aslında bıktım biraz ama, başladığım işi yarım bıraktığımda kendime çok kızıyorum. O yüzden süresi dolana kadar devam edeceğim mümkün oldukça.

2 hafta üst üste deplasman olayını sevmiyorum. Hele de senenin en başında havalar iyiyken olunca daha sinir bozucu oluyor. Hocanın cezası da bitmişken Eskişehir maçı içerde olsaydı süper olacaktı. İple çekiyorum içerdeki Antalya maçını.

Bu arada tiyatro sezonu da açılıyor sonunda. İlk oyunu ne zaman görebileceğiz bilmiyorum ama özledim.

Çok uzun oldu, artık bu kadar biriktirmeyeceğim.

Salı, Ağustos 20, 2013

STSL 1. HAFTA GS 2 : 1 GAS


Umarım Gaziantepspor'un kısaltmasını doğru yazmışımdır. Neyse hasret bitti. Pek istediğimiz şekilde olmasa da şükür kavuştuk.

Amerika'dan gelen yakın bir arkadaşımız, bu yıl kombine alıp bize katılan liseden arkadaşım ve Barış'la gittik maça. Gidene kadar herşey mükemmeldi. Zaten özlemekten öleyazmışız. Erkenden golü de bulunca değmeyin keyiflere, taa ki Gezi tezahüratları başlayana kadar. Şanssızlığımızın kurbanıyız, bu yıl yine mecburan Kuzey Tribün'de kaldık. Keşke değiştirme şansımız olsa da kurtulsak şu saçma sapan reislerden ve onların eteğinde dolaşanlardan. Her yer Taksim her yer direniş tezahüratlarını ıslıklayan UA tribünde siyaset istemiyormuş. Şampiyonlar ligi maçlarında Fatih Sultan Mehmet koreografisi serbest, istiklal marşında bozkurt serbest ama direniş tezahüratı yasak, neden? Çünkü tribünde siyaset istemiyoruz. Hadi ordan! Baya gergin geçti maçın devamı tehditler, susturmaya çalışmalar, el hareketleri falan ama neyse ki olaysız bitti.

Maçın son 10 dakikası özellikle de uzatma kısmı kabus gibi geçse de lige puanla başlamamız iyi oldu. İkinci yarı rölantileri kabusun sebebi bence. Baskılı oyunda daha iyi savunma yapıyoruz, yavaşladığımız zaman çok fazla atak yiyoruz. Geçen sene de vardı bu durum, hala devam ediyor gibi geldi dün akşam ama daha ilk hafta tabi, erken karar vermemek lazım. Sneijder'ı izlerken mutluluktan ölecek falan gibi hisseden bir ben değilimdir sanırım. Hamit'ten umudu kesmek üzereyim belki de geç kaldım bilmiyorum ama fena sıçtı. İnşallah toparlar. Emre Çolak, Chedjou, Hakan Balta gayet iyi göründü. İyiler, kötüler bir yana, hocanın bir an önce kulübeye inmesi lazım, orası kesin.

Ujfa'ya yapılan veda çok şıktı buarada. Kaptanı son kez alkışlama şansımız oldu. Üzülsek de bize yakıştığı gibi uğurladık.

Bir de buraya da not düşmek istiyorum. Galatasaray'a atılan hiç bir golü alkışlamam, alkışlayana da saygı falan duymam. Ben niye takımıma atılan golü takdir edeyim ya, isterse havada 5 takla attıktan sonra rövaşata atsın yine de alkışlamam. Samimi gelmiyor bana.

Sonuç olarak ŞÜKÜR KAVUŞTURANA. Vurduğumuz gol olsun, yine şampiyon olalım, Avrupa'da çoşalım İN-ŞAL-LAH!

Çarşamba, Ağustos 14, 2013

Geri Gelecek



Dün gece kardeşim askere gitti. Gitti. Çok zor geldi. Bu kadar güç olacağını düşünmemiştim. Gözden kayboluncaya kadar tutabildim kendimi, çözüldü sonra dizlerimin bağı. Canımdan bi parça da Manisa'da artık.

Kardeşimi götüren otobüsün plakasını sökmüş arkadaşları. 'Abla bunu sakla, kardeşini götüren otobüs götürdüğü gibi getirecek.' dediler. Eve dönünce ilk iş astım odaya. Dünyanın en saçma müessesesine gönderdim kardeşimi. Çabuk getirsin.

Salı, Ağustos 06, 2013

Bu ara

Bu ara pek iyi değilim blog. Burda sebeplerine dair uzun uzun yazıp rahatlamak istiyorum ama daha tam olarak çözebilmiş değilim. Hiçbir zaman ışıklar saçan bir insan olmadım, genel olarak çizginin daha depresif tarafında kaldım ama bu öyle bi'şey de değil sanki. Nefesim göğsüme sığmıyor. Ondan pek yazasım gelmiyor. Bayram iyi gelir belki.