Çarşamba, Haziran 26, 2013

Bazen...

Bazen iki elimle bütün gövdemi açıp, olanca öfkemi dışarı atmak geliyor içimden. Öfkem içime sığmıyor çünkü. Söylemek istediklerim göğüs kafesimde sıkışıyor sanki. Ölmek istiyorum o an. Başka türlü geçmezmiş gibi. Sonra temiz hava, derin nefes al, başka şeyler düşün, biraz ağla, öfkeni kontrol altına almaya çalış ve eve dön...

Salı, Haziran 25, 2013

Ortaya Karışık #19

Günler her zamankinden daha garip, daha hızlı geçiyor. Bloga yazmaya başladığımdan beri hiç bu kadar ara verdiğim olmamıştı ama geçen süreçte gerçekten içimden yazmak gelmedi hiç. Aynı kişisel tarih zımbırtısı sebebiyle buraya bir kaç not düşmek istedim.

Gezide olanları, Türkiye'de olanları insanların bu kadar farklı yorumlayabiliyor olması, insanların bu kadar kör olması, insanların bu kadar vicdansız ve merhametsiz olması KALBİMİ KIRIYOR. Bu ülkede nefes alıyor olmak canımı yakıyor son günlerde. Ethem, Abdullah, Komiser Mustafa, Mehmet... Unutmayacağız, unutursak kalbimiz kurusun.

Ortalık bu kadar karışıkken sıradan şeyler yapıyor olmak vicdan azabı çekmeme sebep oluyor ama hayat devam ediyor. Keşke Ethem vurulmadan, Abdullah ölmeden ya da Berkin'in kafasına o gaz bombası düşmeden önce durabilseydi. Yani keşke bazen durabilse...

Yıllık iznimin 1 haftasını kullandım buarada. Çok güzel yerler gördüm. Çok güzel fotoğraflar çektim ama hiçbirini uzun uzun yazmak gelmiyor içimden. Önümüzdeki hafta yıllık iznimin ikinci haftasını kullanacağım. Marmaris'e gidiyoruz. Sonunda ayaklarım suya değecek. Temmuız 5 doğum günüm, doğum günümde de orada olacağız.

Yıldız Teknik'e yüksek lisans başvurusu yaptım ve mülakatına katıldım. Sonuçların açıklanmasını bekliyorum. Kötü geçmedi aslında ama iyi geçti diye kendimi gaza getirip hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. Kariyerimle ilgili 'şimdilik' en büyük hayalim Yıldız'da yüksek lisans. Umarım olur, n'olur, lütfen, inşallah olsun. 3 Temmuz'da açıklanacak. Mükemmel bir doğum günü hediyesi olabilir bence. Olmazsa İstanbul'a başvurmak için Temmuz sonunu bekleyeceğim.

Olayların ilk başladığı gün açıköğretim sınavları vardı, haber almaya çalışmaktan, arkadaşlarımı merak etmekten, doğal olarak finallere çalışma şansım olmadı. Genel ortalamamı düşürsem de tüm derslerimi verdim. 1 yıl gitti bile. Bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. İlk dönemki ortalamam için bana yüksek onur belgesi yollamış aöf o derece. Saklıyorum.

23 yıllık çile bitti, basketbol takımımız müthiş bir seriyle şampiyonluğu aldı. Basketbolcularımız olaylar sebebiyle kutlama istemedi, hatta Cenk Akyol NTV mikrofonuna konuşmayarak tepkisini müthiş bir şekilde gösterdi. Gurur duydum. Seneye Eurolig olduğundan belki basketbol kombinesi bakabiliriz diye konuştuk. Bakalım. Futbol kombinelerimizi de yeniledik buarada. Değişim dönemi olmadığı için, yenilemezsek genel satışta kalmaz, alamayabiliriz diye yerimizde kaldık. Zaten tribüne çok alışmıştık, üzülmedim o yüzden.

İşyerinde cumartesilerle ilgili 'sonunda' bir düzenleme yapıldı. Ayda bir cumartesi yarım gün şeklinde çalışacağım. Köye babaannemin yanına, Ankara'ya kuzenlerimin yanına ve yazlığa ananemlerin yanına gidebileceğim haftasonları. İşyerinde başka güzel gelişmeler de var ama şimdilik onları yazmayacağım. İlerleyen günlerde belki ayrıntılı yazarım.

Mayıs ayının ortalarından beri doğru dürüst kitap okuyamıyorum. Tatil için çok sevdiğim Alper Canıgüz'ün yeni kitabı Cehennem Çiçeği'ni ve biraz aksiyon olsun diye Dan Brown'ın Cehennem'ini aldım. Okuma günlerine hızlı bir dönüş yapma niyetindeyim.

İstanbul'dan gitmek için gün sayıyorum. Pazar olsun hadi...

Çarşamba, Haziran 12, 2013

İzle

( kaynak twitter @8secbeforesunrise )

Burayı çok çok az insan görüyor biliyorum ama şurada durması en azından içim rahatlatacak. İzlerken kalbim cam gibi parça parça kırılıyor resmen. Allah merhamet ve vicdan versin...

...

Hiç bir zaman bu ülkede yaşanmaz ya, bi fırsatını bulup gitmek lazım'ı gerçekten düşünen bir insan olmadım. Şartlar, ortam nasıl olursa olsun burada yaşamayı sevdim ama direnişe gösterilen reaksiyon, başbakanın tavrı, özellikle de dün gün boyunca yapılan açıklamalardan konuşmalardan sonra bu ülkede yaşamanın ne kadar zor olduğunu gördüm. Dün twitterda da yazdım ailemi, arkadaşlarımı ve Galatasaray'ı alıp gidebileceğim tek bir yer olsa dakika beklemem ama yok. Gidecek yerimiz yok. Biliyorum bir gün bunları bile umursamayıp gidecek duruma getirecekler bizi. Azıcık yeşeren her umut böyle sönüp gidiyor.

Birileri yazmıştı dün twitterda yine. Tezer Özlü demiş ki: 'Burası bizim ülkemiz değil. Bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi...' Üzerine söz söylemeye gerek yok.

Pazartesi, Haziran 10, 2013

DİREN!

Direnişle ilgili bir şeyler yazmayı defalarca denedim. Beceremiyorum. Dünyanın en güzel insanlarıyla aynı ülkede, aynı şehirde yaşıyorum. Daha güzel bir dünyanın mümkün olduğuna olan inancım binlerce kat arttı. İyi ki varsınız.

Keşke bu ilşlerden anlayan birileri çapulcu blogları birliği falan kursa, zira burası da bir çapulcu bloğudur.

DİREN.