Pazartesi, Mayıs 27, 2013

26.05.2013 / İstanbul Akvaryum

Dün öğleden sonra uzun zamandır görmek istediğimiz ama bir türlü denk getiremediğimiz İstanbul Akvaryum'a gittik Barışcan'la. İnanılmaz merak ediyorduk, çok sevdik ama hayal kırıklığına uğramadık dersem yalan olur.

Girişte biletlerle birlikte digital guide aldık ve akvaryumun gezdiğimiz tüm kısımlarının hikayelerini dinledik. Böylece gördüklerimizin neler olduğunu, orada neden bulunduğunu ve gerçek formlarının bulundukları yerlere nasıl geldiklerini öğrendik. Özellikle Antartika bölümünde küresel ısınma ve etkilerini anlatabilmek için muazzam bir sistem yapmışlar. Küresel ısınma bu hızla devam ederse dünyanın hangi şehirlerinin, hangi yılllarda sular altında kalacağını görebiliyorsunuz. Tarihler tabii ki net değil ama tahminler gerçeğe yakınmış. Küresel ısınma bu hızla devam ederse İstanbul 2480 yılı civarında sular altında kalacakmış. Ürperdim.

İnanılmaz güzellikte, büyüklükte ve çeşitlilikte balıklar vardı. Büyülendim resmen renkler karşısında. Tabii ki yalnızca balıklar değil, mercanlar, su bitkileri vs. de çok etkileyiciydi. Kocaman köpek balıkları, müren balıkları, vatozlar, balon balıkları, ismini bilmediğim belki 1000 çeşit balık gördük.

Şimdi de bizi çileden çıkaran kısımlara geleceğim. İnsanlar kesinlikle akvaryumu gezmeye gelmemiş. Orada fotoğraf çekip / çekilip evde bakmak için gelmiş. Balıklara bakan ya da yazıları okuyan  o kadar az insan vardı ki şoka girdik. İnsanlar ya facebook için profil fotoğrafı çektiriyor ya da balıkların dibine kadar gidip 'flaşla' fotoğraflarını çekiyor ki flaş kullanımı yasaktı (Flaş bazı balık türlerinin ölümüne sebep olabiliyormuş). Fotoğraflar internette de var, madem öyle evinizde baksaydınız demekten kendimi alamadım çünkü bizi de engellediler bunları yaparken ve çileden çıktık. Uyarıları dikkate almayan ve çocuklarını ortalığa salanlardan bahsetmiyorum bile. İlk zamanlarda aktif olan bir çok küçük bölüm tahrip edildiği için görme şansımız olmadı.

Bir de şu konuda hayal kırıklığına uğradık. Akvaryumda Pasifik Okyanusu bölümündeyiz ama üst katta Marmara Denizi bölümünde gördüğümüz balıkların aynılarını görüyoruz. Biz gitmeden önce her bölümde oraya özgü balıkları göreceğimizi sanmıştık. Düşündüğümüz gibi olsa çok daha etkileyici olurdu bence.

Bu kadar çok canlı çeşidini ve böyle bir konsepti görmek gerçekten çok güzeldi. Fiyatlar da makul,ben çok çok sevdim, imkan varsa görmek lazım.

Perşembe, Mayıs 23, 2013

Ortaya Karışık #18

Galatasaray'la dolu günlerden sonra sezonu bitirdik. Sezon rüzgar gibi geçti. Umarım yaz da aynı hızla geçer de takımın hasretinden ölmeyiz. Basketbol play off'ları bir süre oyalayacak sanırım ama salona gitmek için zamanları bir türlü uyduramıyoruz. KSK ile olan ilk maça gidemeyeceğiz gibi görünüyor, diğer maç için zaman uyar inşallah.

Açıköğretim sınavları açıklandı. Genel olarak notlarım çok iyi ama bir adet nazar boncuğu mevcut. Oturup çalışmam lazım sınavlara çok az zaman var ama hiç içimden gelmiyor. Sınavların senelik iznimin başladığı ve konser planları yaptığımız haftasonuna denk gelmesi hevesimi daha da kırıyor. Son geceye kısmet.

Mayıs ayı o kadar yoğun ve hızlı geçiyor ki, koca ay sadece bir kitap okuyabildim. Okumaya devam ettiğim 3-4 kitap var ve birden çok kitabı aynı anda okumak pek alışık olduğum bir durum değil. Yıllık iznimde arayı kapatırım umarım.

2005'te yayınlanmaya başlanan Grey's Anatomy'i izlemeye başlıyorum. Şu an 9. sezonu yayınlanıyor. Biraz geciktim ama sezonları birikmiş olan dizileri izlemeyi daha çok seviyorum. Beni uzun süre idare edecek gibi görünüyor.

Yıllık iznime sadece1 hafta kaldı. O kadar çok ihtiyacım var ki dinlenmeye ama şimdiden dinlenmekten daha çok yorulacağımı biliyorum. En azından gerçekçiyim.

Yüksek lisansa bu kez herhangi bir pürüz olmadan başvurabileceğim. Marmara Üniversitesi'nde başvuracağım 2 ingilizce programdan birine yerleşmeyi umuyorum ama Marmara dışında Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'ne de başvuracağım. Hepsi istediğim bölümler ama mümkünse Marmara lütfen.

Hadi Artık 31 Mayıs olsun...

Salı, Mayıs 21, 2013

Sen sarıyla kırmızı!

Cumartesi günü sezonu bitirdik. Sezonla ilgili ayrıntılı bir şeyler yazmak istiyordum aslında ama olmayacak sanırım. Cumartesiyle ilgili satırbaşları yazacağım sadece. Yıllar sonra bu şampiyonluğu şunlarla hatırlamak istiyorum:


  • Uzun zamandır tribünde duymamıştım: sen sarıyla kırmızı kalbimizin yıldızı, şampiyon ol cimbomcom al bizim canımızı,
  • Sarı-Kırmızı-Şampiyon-Cimbom'u takip eden Drogba ve Melo,( http://s1.directupload.net/images/130518/nmrx8or8.swf )
  • Artık gideceği kesin gibi olan, çok çok sevdiğim ve kapanışı golle yapamadığı için çok üzüldüğüm Elmander,
  • Oyundan çıkarken bütün tribünleri selamlayan, gitmesin diye ağlatan Melo,
  • Selçuk, Burak, Muslera, Semih, Melo, Rieara, Elmander ve Drogba'nın kupa töreni için çıkışları,
  • Fatih Terim'in İmparator Fatih Terim'le kırmızı halıda yürüyüşü,
  • Kupayı vermek için gelen federasyon yetkilisinin yerin dibine geçişi, yeter Yıldırım Demirören diye inleyen tribünler,
  • Kupanın önümüzdeki kaleye konması ve bütün takımın çocuklar gibi şen kupaya koşuşu,
  • Drogba'nın kupayla doğu tribüne koşuşu,
  • Bütün yıl birlikte maç izlediğimiz tribünle seneye görüşürüz diye ayrılırken, ne kadar alıştığını farketmek.
Gelecek olan her sezon bir önceki sezondan çok daha büyük mutluluklar yaşatır bize umarım ve ömrüm oldukça her maçı tribünden izleyebilirim. Gelecek sezona kadar nasıl dayanacağız bilmiyorum ama sezon açılışını şimdiden iple çekiyorum.

Cuma, Mayıs 17, 2013

Şereftir Seni Sevmek...

Güzel sevmek hatta çok güzel sevmek diye bir şey var ve bu 38 Aslan çok güzel sevmenin vücut bulmuş hali. Galatasaray'ı bu kadar güzel seven başkalarını görmedim hayatım boyunca. Umarım şans hep yanlarında olur ve hayat onlara istedikleri her şeyi verir.

Çarşamba, Mayıs 15, 2013

Arada güzel şeyler de olmuyor değil...


Haftanın en güzel haberi dün geldi. 19 Temmuz'da Jason Mraz İstanbul'a geliyor. Şuradaki yeni yıl yazımda umarım bu yıl Jason Mraz buralara uğrar demiştim, dileğim kabul oldu. Yukarıdaki şarkı da canlı dinlemeyi en çok istediğim şarkıdır. Kayıtlara geçsin.

Salı, Mayıs 14, 2013

ALLAH BELANIZI VERSİN VOL.2

Bugünkü Allah belanızı versin kuşağımızda ırkçı reziller var. Gencecik bir arkadaşımız pisi pisine ölüp gitmiş, ailesi krizler geçiriyor ama bazı insan demeye bin şahit gereken 'yaratıklar' hala sağda solda, Drogba, Eboue, Dany ve diğer siyahi futbolcular için, yazmaya bile utanıyorum, maymun, köpek tarzı benzetmeler yapıyor. Bu takımını sevmekle, taraf olmakla hatta holiganlıkla bile açıklanabilecek bir durum değil. Bir insan nasıl stadına gelecek topçulara göstermek için yanında muz getirmeyi akıl eder, nasıl bir kafa yapısı bu Allah aşkına? Kaldı ki, Galatasaray takımındakinden çok daha fazla siyahi futbolcu var senin takımında. Yazdıklarının ne kadar mantık dışı olduğunu anlatmaya çalışan insanlara da bizim futbolcularımız için söylemiyorum, sizinkiler öyle diyor. Rezilliğine rezillik katıyor. Burayı çok az insan görüyor biliyorum ama yaptıklarının kanıtını, o iğrenç fotoğrafları koyup burayı kirletmeyeceğim.

Hayatımda gördüğüm en karakterli futbolculardan biri olan Didier Drogba o kadar güzel bir yanıt hatta ayar vermiş ki aslında ben yukarıdakilerin hiçbirini yazmasam da olurdu. Böyle güzel adamları, böyle şeyler yazmak zorunda bırakıyorsunuz ya ALLAH BELANIZI VERSİN ulan...

Aşağıdaki fotoğrafta Galatasaray taraftarıyla ilgili övgü dolu şeyler de yazmış Drogba onlar önemli değil bence. Drogba'nın yazdıklarının arasında okuyunca insanın kalbini gerçekten kıran bir cümle var: ''En üzücü olanı ise, bana maymun diyorsun ama benim maymun kardeşim dün 2 gol attığında havalara sıçradığını unuttun...' Merak ediyorum içleri sızlamadan sevinebilmişler midir Webo'nun gollerine diye ama adamlarda insanlığa dair herhangi bir zerre olmadığından, tabii ki sevinmişlerdir.



Pazartesi, Mayıs 13, 2013

ALLAH BELANIZI VERSİN!

Dün maçtan sonra takımın sonucu sallamaması sayesinde kötü oyuna ve çok üzülmeme rağmen inanılmaz gevşemiştim. Burada da gayet lakayt fotoğraflar paylaşmayı düşünüyordum, sabah uyanıp Burak Yıldırım'ın haberini alana kadar...

19 yaşında gencecik bir çocuk ölüyor. Ölüm bu başka şeye benzer mi? İnternette, sağda, solda insanların hala derdi sarının yanındaki renk; kırmızı mı lacivert mi? Bir taraf diyor ki sahanın ortasında sevindiniz, insanları tahrik ettiniz sizin yüzünüzden öldü. Diğerleri diyor ki, maç sırasında sizin futbolcularınız, taraftarlarınız ortamı gerdi, o yüzden öldü. Hangi normal kafa yapısı futbol, top yada renkler sebebiyle ölümü normalleştirebilir anlamıyorum ben. Ulan bir 15 yıl daha hatta bir 50 yıl, 100 yıl daha Kadıköy'de derbi kazanmasak n'olur? Esip, gürlüyoruz evet takımlarımızı çok seviyoruz, çok bağlıyız, takımımızla gülüyor ya da ağlıyoruz da ne Burak'ın ne de başka takımı tutan başka bir gencin veya yaşlının hayatından daha önemli değil bu. Aklım almıyor, anlayamıyorum. BİR İNSANI BIÇAKLAMAK, ÖLDÜRMEK NE DEMEK? Allah kahretsin, hepinizin belasını versin!

Perşembe, Mayıs 09, 2013

S8

Galatasaray'da bu yıl oynayan herkes benim için bambaşka yerlerde. Düşündüğüm zaman hiçbirini birbirinden ayıramıyormuşum gibi geliyor ama Selçuk bambaşka ya. Ntvspor'a ya da Four Four Two'ya verdiği röpörtajları izleyip/okuyup sevgisi taşacak gibi hissetmeyen Galatasaraylı yoktur sanırım. Nasıl bir mahcubiyet, nasıl bir efendilik, nasıl bir saygınlık. Selçuk İnan'a baktığımda gerçek bir Galatasaray Kaptanı görüyorum. Armayı bu kadar güzel taşıyan, formanın bu kadar çok yakıştığı çok az futbolcu var. İyi ki bizimle...

Pazartesi, Mayıs 06, 2013

Şampiyon Cimbombomum ne istersen iste benden...

Kelimeler kifayetsiz, paylaşılmak istenen fotoğraflar sonsuz. Galatasaray çok büyük, Galatasaray en büyük, Galatasaray TEK büyük...

Perşembe, Mayıs 02, 2013

Sonunda

Tatil tarihlerim netleşti sonunda. Haziran ve Temmuz aylarının ilk haftalarında izinliyim. Barış'la iş bölümü yaptık Haziran kısmını ben aldım. Kültür turu olsun ilk hafta dedim. Aslında niyetim Güneydoğu turuydu ama tarihi denk gelen bir tane bulabildim o da fazlasıyla pahalı geldi. Bu yüzden ben de uzun zamandır görmek istediğimiz yerlerden bir yerine iki ayrı tur rezervasyonu yaptırdım. Bol bol gezip fotoğraf çekeceğiz hem de kafamızı dinleyebileceğiz. Barış'ın sorumlu olduğu kısımda da deniz, kum, güneş var. Sonuç olarak biz Haziran ayında Safranbolu, Abant ve Kapadokya'ya gidiyoruz. Kurşunlu, Ihlara Vadisi, Güvercinlik Vadisi, Derin Kuyu, Göreme, Tuz Gölü, Abant Gölü, Safranbolu Evleri falan gibi bir sürü bir sürü yer göreceğiz. Rezervasyonları bugün yaptırdım ve gün saymaya başladım. Tam 1 ay var. Geçen yıl okuldan sonra hemen çalışmaya başladığım için tatil yapma fırsatım olmamıştı. Denizli, güneşli tatili daha çok iple çeksem de  bu turlar da çok güzel olacak. Misler gibi DSLR fotoğraf makinem var, çalışmaya başladığımdan beri dokunamıyorum bile. Belki balondan çekerim fotoğrafları bu kez.

Önce bu pazar Sivasspor maçı, sonra önümüzdeki pazar Fenerbahçe maçı, sonra Trabzon maçı ve şampiyonluk kutlamaları sonra tatil. Her yılın mayıs ayı rüya tadında geçiyor. Hemen Haziran olsun diyorum ama düşününce, o kadar da acelesi yok aslında.