Pazartesi, Nisan 01, 2013

Barış Bıçakçı / Veciz Sözler - Hande Altaylı / Kahperengi

Önceki hafta hayatımda ilk defa internet üzerinden kitap sipariş ettim. Siparişimi D&R üzerinden verdim, kargo gelene kadar çatlasam da fiyatlar inanılmaz uygundu. İnternetten sipariş vermekten geri durmamın en önemli sebebi kargo beklemek zorunda kalmaktı, haklıymışım. Elimde okuyacak kitap olmasına rağmen, gözüm hep kapıdaydı.

Sipariş verdiğim kitaplar, Murat Menteş - Ruhi Mücerret, J.K. Rowling - Boş koltuk, Alain De Botton - Havaalanında Bir Hafta, Barış Bıçakçı - Veciz Sözler, Hande Altaylı - Kahperengi, Baki Can Ediboğlu - Karaköyde Gün Batımı. Bu siparişi vermekteki asıl amacım en sevdiğim kitaplar sıralamasında zirveye en yakın duran seri olan Harry Potter'ların yazarı olan J.K. Rowling'in yetişkinler için yazdığı Boş Koltuk'u ve her kitabını bayılarak okuduğum Murat Menteş'in Ruhi Mücerretini almaktı ama, kitapları görünce kendimi kaybettim ve ancak 6. kitaptan sonra durabildim. Kitaplar geldikten sonra, dört gözle beklediğim iki kitabı en son okumaya karar verdim çünkü onları bir an önce okumak için diğer kitapları okuma sürecini hızlandıracağımı biliyordum ama bu kadarını ben bile tahmin etmemiştim.


Okumaya Barış Bıçakçı'dan Veciz Sözler'le başladım. Barış Bıçakçı'yı gerçekten çok severim. Hiçbir kitabını 'Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra' kadar sevip benimseyemem ama her kitabı bambaşkadır ve çok özeldir. Elimde kalem olmadan asla okuyamam. Her an not alacak, altını çizmemi gerektirecek bir şey söyler çünkü. Her sabah bir kelime belirleyip, dinleyicilerinden o kelimeyle ilgili veciz sözler söylemelerini isteyen bir radyo programının müdavimlerinden olan Sulhi'nin hayatını anlatıyor kitap. Her kelime, her veciz söz insanın içinde bir yerlere dokunuyor. En çok da Sulhi'nin yalnızlığı. Barış Bıçakçı'yı hala tanımayan varsa, ki umarım tanıyanların sayısı patlama yapmaz da Bıçakçı hep bizim kalır, Veciz Sözler iyi bir başlangıç olabilir.

Cumartesi günü, Veciz Sözleri bitirmemin ertesi günü yani Hande Altaylı'dan Kahperengi'ye başladım. Twitter'da Doğan Kitap o kadar çok reklamını yaptı ki ve ciddi bir de indirim vardı alayım gitsin diyerek aldım bu kitabı. Kitabın Merhamet Dizisi'nin hikayesi olduğunu okumaya başladıktan sonra anladım. Dün de spora giderken çantama attım dedim ki spordan sonra açıkhava biyerlere gideceğiz belki birkaç sayfa okurum. Kitap öyle bir sardı ki, gece 2'de bitirdikten sonra bırakabildim elimden. Okurken kendi kendime kahkahalar da attım, gözlerim de doldu. Ne yalan söyleyeyim bu kadar seveceğim bir kitap beklemiyordum. Bir kadının hikayesi bu kadar mı güzel anlatılır. Tek can sıkıcı nokta ise, televizyonda diziye birkaç kez denk geldiğim için karakterleri dizideki kişiler olarak hayal etmek zorunda olmaktı ama o bile çok dokunmadı.

Sırada Baki Can Ediboğlu'ndan Karaköy'de Günbatımı var...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder