Cuma, Mart 15, 2013

Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi

 
"Bugünün dünden farksız olduğu bir coğrafyada, varoluşunun tehdit olarak algılandığı bir kadının tek kişilik gösterisine hoşgeldiniz. Hep büyük bir hayatın figüranı olan Umut, bu kez anılarını paylaşmak için sahnededir. Aile bağları, 'madilik', hayal kırıklıkları, çocukluk düşleri, muhatabını bulamadığından insanın dilini ekşiten herşey..."

"Dün de insandım, bugün de insanım. Sadece insanım. Beraber şarkı söylemek varken, dans etmek varken... Neden bunları giydiriyorsunuz bana? Neden beni hizaya çekiyorsunuz? Neden? Bak, gözlerim gözlerinden farksız, kahkaham şen şakrak... Ben Umut, sen? Bu oyun, insanlığımızın trans bir kadınla imtihanıdır..."

"Annen yok, baban yok, kardeşin yok, erkek değilsin karın yok, kadın değilsin kocan yok, çocuğun yok..."

Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi, Sumru Yavrucuk'un insan boğazına tam manasıyla bir yumru bıraktığı bir oyun. Umut'un hikayesini zaman zaman kahkahalar atıp, zaman zaman hıçkırıklara boğularak ve Sumru Yavrucuk'a bir kez daha hayran kalarak izledik dün gece.

Hikayeyi biliyorduk oyuna gitmeden önce ama yalan yok bu kadar sarsılacağımı düşünmemiştim. Özellikle annesiyle yaptığı konuşma, dualarından bahsettiği bölüm ve final sahnesi kelimenin tam manasıyla önünde saygıyla eğilinecek cinstendi.

Transeksüellerin yaşamına bir de onların gözünden, bu kadar gerçek bir şekilde bakmak çok değişik bir deneyim oldu. Farkında olarak veya bazen olmayarak ne kadar acımasız olabildiğimizi bir kez daha anlama fırsatı bulduk.

6'dan Sonra Tiyatro'nun, Altı Üstü Oyun Projesi kapsamında hazırladığı oyunlardan biri Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi. Sumru Yavrucuk hayat dersinin yanında tam bir oyunculuk dersi veriyor. Fırsatınız varsa mutlaka görün, yüzleşin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder