Pazartesi, Ocak 28, 2013

GS 2:1 BJK


Dünün mükemmelliğini anlatmaya sabahtan başlayacağım. (Keşke yaşadığım istisnasız her anı hatırlayabilsem.) Biraz hasta olmam ve soğuk dışında herşey o kadar muntazamdı ki. Uyanır uyanmaz çıktık evden Zühre'lerle kahvaltı için buluştuk, Zühre demek salt eğlence demek benim için. Yanlarından ayrılıp stada vardığımızda günün sonunda soğuktan vücudumu hissetmeyeceğimi anlamam 3 saniye falan sürdü. Sneijder yazılı formayı alırken Barış demişti ki: 'Drogba gelirse bir forma daha kaparsın.' Maçın başlamasına 3 dakika kala BJK'li kuzen aradı ve Drogba'yı söyledi. İnanmadım başta falan ama doğruymuş, hala nasıl delirmedik bilmiyorum da ben bir forma daha kaptım. Bu arada tabii ki kuzenime iyi şanslar falan dilemedim.

Maç başlarken dedim ki şimdi gol olur falan zıplarken telefonum düşer, şu montumun cep fermuarını kapatayım. Ha bir de dedim ki, Emre n'olur bugün bir şeyler yap ve bizi utandır. Daha maça konsantre olamadan hooop birinci geldi. Daha ne olsun.


Maçtan önce giren inleyen nağmeler, tribüne çağrılan Sneijder,bizim tribünden sonra koşarak güneye giden Sneijder, Emre'nin golü, Riera'nın golü, Sneijder oyuna girerken 170'e falan çıkan nabız, elele tribune gelen takım...

Sneijder'in oyuna giriş anı ve benim sürekli sahada bir çift fosforlu yeşil-sarı krampon aramamı unutmayacağım hiç. Burak'ın olmayışına şaşırmadım desem yalan olur ama gideceğine falan asla inanmıyorum.

Bir kere daha BJK'yi ne kadar sevmediğimi ve benim için ne kadar bir şey ifade etmediğini görme şansım oldu. Ezeli rakip dediğin Fenerbahçe olur kesinlikle. Buarada artık 'Şampiyonluk yakın meşaleleri yakın' diyebiliriz sanırım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder