Salı, Kasım 13, 2012

Ortaya Karışık #6

Dinlenemediğim bir haftasonunu daha geride bıraktım...

Hafta sonu ALES'e girdim. Geçen sene şampiyonluk gecesinin sabahındaydı ALES, Florya'da sabahladığımız için başvurduğum halde girememiştim. Zaten yüksek lisansa başlamak için çalışacağım yerin şartlarını görmek istiyordum. Şartlar olgunlaştı, 2. dönem başlayacağım inşallah. Sınavım beklediğim kadar iyi geçmedi ama diğer bileşenlerle birlikte yeterli gelecektir diye düşünüyorum.

Maçı izleyemedim. Totem insanı ben, bu sezon hangi maçı izlemesem puan kaybettik. Cluj'un üzerine bana pek dokunmadı ne yalan söyleyeyim. Yorgunlardı belki de. Özlemekten ölüyorum zaten takımı. Biz İzmirdeyken içerdeydi maç, sonra da 2 hafta arka arkaya deplasman derken ayrı düştük, gözümde tütüyor...

İş yerine adapte oldukça iş yüküm artıyor. Geç saatlere kadar çalışmıyorum nankörlük yapmayayım. 5buçuk olduğu an bırakıyoruz işi ama gün içindeki tempo, daha yorucu artık.

Spor buaralar inanılmaz zorluyor beni. Sporu yapmaktan ziyade gitmek sorun. Eve gittikten sonra tekrar çıkmak resmen ölüm. Çıkıp gidince tabii her zamanki gibi severek yapıyorum ama...

Yeni takıntım zilyon çeşit bitki çayı. İş yerinde bir şeyler içmeyince vakit geçmiyor sanki. Normal çayla arası pek hoş biri olmadığım için, sürekli yeni bitki çayları deniyorum. Annemin de katkılarıyla tabii. Misal şimdi güllü yeşil çay içiyorum ve berbat bi tadı var.(tabii bu yazı dün taslak olarak kaydedildiği için, artık güllü yeşil çay mazi benim için...)

Sırf hayatımda okulumsu birşeyler olmaya devam etsin mezuniyetin arkasından diye yazıldığım açık öğretim ikinci üniversite olayı da garip bir keyif veriyor bana. Okuyorum, alanımdan alakasız, yüksek lisansımla (inşallah) alakalı birşeyler öğreniyorum falan.

Bi keşkeyle bitireyim bu yazıyı. Keşke daha fazla ingilizce çalışabilsem...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder