Pazartesi, Ekim 15, 2012

UZUN HİKAYE

Cuma akşamı uzun hikayeyi izledik. Her filmde Kenan İmirzalıoğlu hakkındaki iyi düşüncelerim bir adım daha ileri gidiyor. Sıcaklığıyla, içtenliğiyle tam bir Türk filmi Uzun Hikaye. Osman Sınav, Bulgaryalı Ali ve oğlu Mustafa'nın hikayesini çok güzel aktarmış. Kitabını da okuduğum zaman daha rahat bir karşılaştırma yapabilirim sanırım. Listede.



Film aslında üç bölüm gibi. Ali haksızlıklara tahammül edemeyen, yüksek okullarda okumasa da eli kalem tutan, okumayı yazmayı herşeyden üstün tutan bir adam. Haksızlıklara karşı duruşu sebebiyle de hiç bir yerde kök salamamış. Yaşamaya çalıştıkları 3 farklı kasabadaki hayatlarını anlatıyor film. Mustafa'yı 3 farklı oyuncu canlandırıyor; çocuk, ergen ve genç olarak. Burada aklıma takılan bir nokta var ki, gençliğini oynayan Ushan Çakır, sürekli birilerinin büyümüş halini oynuyor sanki. Dedemin İnsanları'nda da aynı roldeydi. Oyunculuğunu sevdim ama. Ali ve Münire'nin hikayesi o kadar güzel, o kadar naif ki insanın içine dokunuyor. Tuğçe Kazaz'dan pek hoşlanan biri değilimdir aslında ama hiç sırıtmamıştı bence.

Türk filmlerini bir başka seviyorum ben, çünkü o kadar çok bu ülkede yaşamayanın anlayamayacağı ayrıntı oluyor ki durum en net tabirle güler misin ağlar mısın? Mesela okul müdürü tam bir Türk memur.

Hikayenin ayrıntısına girmek, olayları dökmek falan istemediğim için uzatmayacağım. Azcık uzun bir film ama izlenir. Son olarak:

'Ayakkabılar eskir be Ali’m, her şey eskir. Bak sen hâlâ sevdiğim adamsın, sen eskime.'

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder