Salı, Ekim 23, 2012

Ortaya Karışık #5

Akşama maç var, vakit yine kaplumbağa hızında ilerliyor. Saate bakıyorum, son baktığımın üzerinden maksimum 5 dakika geçmiş oluyor. Bugün boğazım patlayana kadar bağıracağım stadda, bugün hayatımın en güzel günlerinden biri olacak çünkü. Takımı o kadar özledim ki 100 yıl süren milli takım arasının arkasından, o kadar olur.

Azcık geç oldu ama, sonunda bende harikainanılmazmuhteşem bir telefona sahip oldum, benim gibi teknolojiden korkan birini bile bu kadar mutlu ediyorsa bilen ellerde nasıl kullanılıyordur Allah bilir, ama ben acayip ısındım telefonuma mutluyuz yani.

İş görüşmeleri, ramazan derken bu yaz tatil yapamadım, acısını ufak tatillerle çıkarmaya çalışıyorum. Büyükada'dan sonra sırada İzmir var, o kadar merak ediyorum ki İzmir'i. Bol bol fotoğraf çekmek, her köşesini görmek istiyorum. Makinemi de ayrı özledim. Birarada olmaktan en çok keyif aldığım arkadaşlarımla ve sevgili sevgilimle gitmek de bingosu. (Persephone kalbimdesin)

Beni Barışla uzun yola çıkmak kadar mutlu eden çok az şey var, tatil falan değil mutlu eden, yola çıkmak, hatta planlamak. Yaşlı tatili yapmak istiyorum zaten. Gezmek, fotoğraf çekmek, kitap okumak ve bol bol yürüyüş yapmak. Geceleri dağıtmak falan konuşurken bile yoruyor beni. Tatile gidip sevdiğim heryere ilerde yerleşmek istemek gibi saçma bir huyum var, İzmir de listeye eklenir gibi geliyor bana.

Bayram tatilim bugün başlıyor, sonunda İhsan Oktay'ın 7. Gününü de okuyabileceğim bayram tatilinde. O kadar çığırtkanlık yapıp da hala okumamak benim ayıbım ama, iş hayatına alışmak maalesef zaman alıyor. Kafam adeta bir kazan, fokur fokur kaynıyor. Azcık daha rahat hissedebilsem kendimi, dünyanın iş yerinde en çok rahat eden insanı olabilirim fakat ilk profesyonel işim olduğundan mı yapı meselesi mi bilemiyorum, resmen her adımda titriyorum. Uzun olacak ya tatil, lütfen mükemmel olsun...

2 yorum: